Parkinson belirtileri sadece titreme ve yavaşlama değil. Uzman Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, koku kaybı, uyku bozuklukları ve kabızlık gibi sinsi erken işaretlere dikkat çekiyor.
Parkinson hastalığı, genellikle istirahat halindeki titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği gibi belirtilerle bilinse de, Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ hastalığın bu belirgin semptomlardan yıllar önce ortaya çıkabilen sinsi işaretler verebileceğini vurguladı.
Prof. Dr. Uludağ, koku alma duyusunda azalma, uykuda bağırma veya ani hareketlerle rüyayı yaşama (REM uyku bozukluğu), yazıların küçülmesi ve kabızlık gibi belirtilerin sıklıkla başka nedenlere bağlanıp göz ardı edildiğini belirtti. Bu bulguların Parkinson tanısı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Hastalığın günlük yaşamdaki etkilerine dair ilginç bir örnek paylaşan Prof. Dr. Uludağ, otomatik saatinin sürekli durması şikayetiyle tamirciye giden bir hastayı anlattı. Yapılan incelemede saatin bozuk olmadığı, ancak hastanın kolunu Parkinson nedeniyle yeterince sallayamadığı için saatin şarj olamadığı tespit edildi. Bu durumun, hastalığın erken dönemdeki kol salınımı azalmasının tipik bir göstergesi olduğunu belirtti.
Tanı sürecindeki zorluklara da değinen Uludağ, 58 yaşındaki bir erkek hastanın sadece kol ağrısı şikayetiyle ortopedi ve fizik tedavi birimlerine başvurduğunu ve kendisine ‘bursit’ teşhisi konulduğunu aktardı. Kliniğe başvurduğunda koldaki tutukluk ve yavaşlığın fark edilmesiyle Parkinson tanısı konulan hastanın, uygun tedaviyle ağrılarından kurtulduğu bilgisi paylaşıldı.
Parkinson’un sadece hastayı değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu belirten Uludağ, hasta yakınlarının bakım yükü ve duygusal zorluklarla karşı karşıya kalabildiğine dikkat çekti. Kliniğinde hasta yakınlarını da sürece dahil ederek bilgilendirdiklerini söyleyen profesör, doğru destekle hastaların uzun yıllar aktif bir sosyal yaşam sürdürebileceğini vurguladı.
Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, Parkinson ile yaşamın mümkün olduğunu ve belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini ifade etti. Erken tanının, hayat kalitesini korumanın en güçlü yolu olduğunu sözlerine ekledi.
Yorum Yap