Prof. Dr. Yücel Acer, Hürmüz Boğazı’nın hukuki statüsünü ve küresel deniz ticaretine etkilerini inceledi. Boğazın stratejik önemi ve geçiş hakları mercek altına alındı.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası hukuk bağlamındaki statüsünü ve boğazlardan geçiş haklarına ilişkin hukuki düzenlemeleri inceledi. Prof. Dr. Acer’in değerlendirmeleri, küresel deniz ticaretinin kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın önemini ve potansiyel risklerini ortaya koydu.
Günümüzde devletlerarası ekonomik ve ticari ilişkilerde karşılıklı bağımlılığın artması, uluslararası deniz taşımacılığının stratejik önemini pekiştirdi. Deniz ticareti, küresel taşımacılığın yaklaşık yüzde 70’ini oluştururken; Türk boğazları, Babülmendep, Hürmüz, Singapur ve Malakka gibi uluslararası boğazlar ile Panama ve Süveyş kanalları bu taşımacılığın can damarını teşkil ediyor.
Rusya-Ukrayna savaşı, deniz taşımacılığının sadece enerji değil, gıda dahil pek çok alanda ne denli kritik olduğunu gözler önüne serdi. Karadeniz’deki trafik aksamaları, küresel gıda arzında sorunlara yol açarken, Türkiye’nin arabuluculuğuyla oluşturulan gıda koridoru krizi hafifletmişti. Bu durum, uluslararası boğazların ve deniz yollarının kesintiye uğramasının küresel etkilerini açıkça gösterdi.
Hürmüz Boğazı, Irak, Kuveyt, Katar ve Bahreyn için dünyaya açılan tek deniz yolu olmasıyla hayati bir öneme sahip. İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) için ise petrol ihracatında tek işlevsel deniz ulaşım rotasıdır. 2024 ve 2025 verilerine göre, boğazdan geçen sevkiyatlar küresel deniz yoluyla petrol ticaretinin dörtte birinden fazlasını ve petrol tüketiminin yaklaşık beşte birini karşıladı. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin de yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.
Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol veya LNG tankerlerinin geçişinin durması, küresel enerji fiyatlarını yükseltme, nakliye maliyetlerini artırma ve önemli tedarik gecikmelerine yol açma potansiyeli taşıyor. Ayrıca boğaz, küresel konteyner ticareti için de kilit rol oynuyor; Cebel Ali ve Hor Fakkan gibi limanlar, küresel ağlarda aktarma merkezleri olarak hizmet veriyor.
Dünya genelinde Türk boğazları, Singapur ve Malakka boğazları gibi başka stratejik su yolları da bulunuyor. Bu boğazlar, Asya’nın sanayi devlerine giden petrol ve hammadde sevkiyatının büyük kısmını taşıyor ve dünya ticaret gemilerinin önemli bir bölümü bu rotaları kullanıyor.
Uluslararası boğazlardan geçiş hakları, özel sözleşmelerin varlığına veya genel uluslararası hukuk kurallarına dayanıyor. Türk boğazları, 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile düzenleniyor ve ‘geçiş serbestliği’ ilkesini esas alıyor; ancak barış, savaş ve yakın savaş tehdidi gibi durumlara göre farklı düzenlemeler getiriyor.
Hürmüz Boğazı için ise özel bir uluslararası sözleşme bulunmuyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 1973 tarihli gemi trafik düzenlemesi mevcut tek özel düzenlemedir. Genel uluslararası hukuk kuralı olan ‘ulaşım serbestliği’ uyarınca, Hürmüz Boğazı’ndan geçen tüm devlet bayraklı gemiler, önceden izin almadan ve kıyı devletlerinin yasalarını ihlal etmeden ‘zararsız geçiş’ hakkına sahip. Bu hak, geçişlerin barışa ve düzene zarar vermediği sürece engellenemeyeceği anlamına geliyor.
Kıyı devletleri, geçişin zararlı hale gelmesi durumunda gemileri durdurma yetkisine sahip. Ancak Hürmüz Boğazı’nın tüm kıyılarının İran’a ait olmaması nedeniyle Tahran yönetimi, sivil gemilerin geçişini yalnızca kendi karasuları kısmında, İran’ın barışına ve düzenine ‘zararlı oldukları’ gerekçesiyle durdurabilir.
1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ile kabul edilen ‘transit geçiş hakkı’ ise İran’ın onaylamadığı bir hüküm olduğu için Hürmüz Boğazı’nda geçerli sayılmıyor. İran, bu boğazda transit geçiş hakkının geçerli olmadığı görüşünü sıklıkla dile getiriyor.
Savaş veya silahlı çatışma durumlarında, uluslararası boğazlardan sivil ticaret gemilerinin geçişinin serbest tutulması genel bir zorunluluktur. Tarafsız ticaret gemilerinin, savaş şartlarında dahi bu boğazlardan serbestçe geçebilmesi gerekiyor. Savaşta olan bir kıyı devleti, kendisine zararlı olduğunu değerlendirdiği yük taşıyan gemilerin geçişine yalnızca kendi karasularını oluşturan kısımda izin vermeme hakkına sahip olabilir.
Boğazın tehdit veya fiili saldırılarla kapatılması durumunda, BM Güvenlik Konseyi kararı olmaksızın silahlı müdahale hukuki olmayacaktır. Ticaret gemilerine yönelik silahlı saldırılar söz konusu olduğunda, saldırıya uğrayan gemilerin bayrak devletlerinin meşru müdafaa hakkı temelinde orantılı silahlı savunma hakları bulunmaktadır. 2019-2021 yılları arasında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan olaylar, bu tür gerilimlerin uluslararası ilişkilerdeki hassasiyetini ve ABD ile İran arasındaki diplomatik ve askeri tansiyonu artırmıştı.
Sonuç olarak, denizler ve boğazlar, uluslararası ticaretin sürdürülebilirliği ve gelişimi açısından kritik öneme sahiptir. Silahlı çatışmaların deniz ulaşımını ve boğazları kapatma aracı olarak kullanılması, savaşın sonuçlarını daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durum, devletlerarası ilişkilerde savaşın bir araç olarak kullanılmasının eskisi kadar kolay olmadığını ve savaş başlatanların dahi büyük zararlara uğradığını göstermektedir. Bu derslerden yola çıkarak, savaşların sona ermesi gerektiği yönündeki inancın güçlenmesi beklenmektedir.
Yorum Yap