Prof. Dr. Oytun Erbaş, hantavirüsün Andes varyantının insandan insana bulaşabildiğini ve gelecekte büyük bir salgın potansiyeli taşıdığını belirtti.
Prof. Dr. Oytun Erbaş, gündemdeki hantavirüs hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Erbaş, virüsün Andes varyantının insandan insana bulaşma potansiyeli taşıdığını ve yüksek ölüm oranıyla ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğunu belirtti. Normalde kemirgenlerden insanlara geçen hantavirüsün bu varyantının yakın temasla yayılabileceğini vurguladı.
Hantavirüs, dünya genelinde bilinen bir virüs olup genellikle fare, hamster ve sincap gibi kemirgenlerin tükürük ve dışkıları aracılığıyla insanlara bulaşır. Amerika’da geçmişte bu tür salgınların, kemirgen dışkılarının kuruyup solunmasıyla yayıldığı biliniyordu.
Virüs, ateş, bulantı, kusma ve sırt ağrısıyla başlar, farenjit veya burun akıntısı yapmadan doğrudan öksürük ve nefes darlığına yol açar. Akciğerlerde su toplanmasına neden olarak hastaların yüzde 50’sinin entübe edilerek hayatını kaybetmesine sebep olabilir.
Hantavirüsün bilinen kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak daha önce hastalığı atlatmış kişilerin plazmasının (konvalesan plazma) kullanılması, hastaların kurtulma ihtimalini yüzde 70’lere kadar çıkarabilir.
Prof. Dr. Erbaş, hantavirüsün Andes varyantının (And-v) diğer tiplerden farklı olarak insandan insana bulaşabildiğini belirtti. Bu varyantın yakın temas, öksürük, aksırık ve vücut sıvıları yoluyla yayıldığını açıkladı. Erbaş, bu varyantın gelecek dönemde sıkça gündeme geleceğini vurguladı.
Andes varyantının 2018 yılında bir seyahat gemisinde salgınlara yol açtığını hatırlatan Erbaş, virüsün Arjantin’den yayıldığı tahminlerini aktardı. Kemirgen dışkılarının solunması veya enfekte kemirgen ısırıklarıyla bulaşma olasılıklarının değerlendirildiğini ifade etti.
Gemide fare bulunmadığı iddialarına rağmen, kuş gözlemi yapan kişilerde görülen vakaların yakın temasla bulaşma senaryosunu güçlendirdiğini kaydetti.
Erbaş, hantavirüsün yeni bir salgın potansiyeli taşıdığını ve aşı çalışmaları yapıldığını belirtti. Amerika’da Maryland’daki askeri birliklerde püskürtmeli bir aşı denemesi yapıldığını ve bu çalışmaların yayınlandığını aktardı.
Virüsün kuluçka süresinin bir ila sekiz hafta, hatta 60 güne kadar çıkabilmesinin, kontrolünü zorlaştırdığını söyledi.
Prof. Dr. Erbaş, hantavirüsün belirli gen gruplarını ve yaşlıları daha fazla etkilediğini vurguladı. Özellikle 70 yaş ve üstü bireylerin, diyabet, KOAH gibi ek hastalığı olanların risk altında olduğunu belirtti.
Ayrıca HLA-B8 gen grubuna sahip Tip-1 diyabet, çölyak, romatolojik hastalıklar, Haşimato ve Graves hastalarının virüse karşı daha savunmasız olduğunu ifade etti.
Yorum Yap