İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD halkına seslenerek, ülkesinin düşmanlık beslemediğini belirtti ve ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan savaşın Amerikan halkının hangi çıkarına hizmet ettiğini sorguladı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına seslenerek, ülkesinin hiçbir ulusun halkıyla düşmanlığı olmadığını belirtti. Pezeşkiyan, ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan savaşın Amerikan halkının hangi çıkarına hizmet ettiğini sorguladı. Bu durum, bölgedeki gerilimin tırmandığı bir dönemde dikkat çekti.
Pezeşkiyan, yayımladığı açık mektupta, ABD’nin bir ülkeyi ‘taş devrine’ bombalamaktan övünmesinin küresel itibarını zedelediğini söyledi. Bu tür eylemlerin güç gösterisi olmadığını, stratejik bir şaşkınlık ve çözüm üretememe işareti olduğunu vurguladı. Dünya için kritik bir yol ayrımında olunduğunu ve alınacak kararların gelecek nesilleri şekillendireceğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditleri sürdüğü sırada Pezeşkiyan’ın mektubu geldi. Pezeşkiyan, mektubunda ABD-İran ilişkileri ve ABD’nin bölgedeki saldırganlığına değindi. İran’ın jeopolitik, kültürel, tarihi ve siyasi alanlardaki tutumunu açıkladı. İsrail’in ABD’yi bölgede bir vekil güç olarak kullandığını savunan Pezeşkiyan, Tel Aviv yönetimini Gazze’deki suçlardan dikkati uzaklaştırmaya çalışmakla suçladı.
Pezeşkiyan, İran’ın hiçbir zaman saldırganlık veya hakimiyet yolunu seçmediğini belirtti. Tarihi boyunca işgal ve baskılara rağmen savaş başlatmadığını, ancak kendisine saldıranları püskürttüğünü söyledi. İran halkının ABD ve diğer uluslara karşı düşmanlık beslemediğini vurguladı.
İran’ın tehdit olarak gösterilmesinin gerçek dışı olduğunu ifade eden Pezeşkiyan, bunun siyasi ve ekonomik kaprislerin ürünü olduğunu belirtti. Baskıyı haklı çıkarmak, askeri üstünlüğü sürdürmek ve silah endüstrisini canlı tutmak için düşman yaratıldığını savundu. Mevcut bir tehdit yoksa uydurulduğunu ekledi.
Pezeşkiyan, İran’ın ABD’nin kuruluşundan bu yana herhangi bir savaş başlatmadığını, buna karşılık ABD’nin İran çevresinde askeri yığınak yaptığını söyledi. İran’ın misillemelerinin meşru nefsi müdafaaya dayanan ölçülü bir karşılık olduğunu, asla savaş başlatmak olmadığını belirtti.
İran ile ABD arasındaki ilişkilerin başlangıçta düşmanca olmadığını kaydeden Pezeşkiyan, 1953 darbesinin ilişkileri zedelediğini ifade etti. Darbenin İran’ın demokratik sürecini bozduğunu ve halkın ABD politikalarına karşı güvensizliğini artırdığını söyledi. ABD’nin Şah rejimini desteklemesi, Saddam Hüseyin’e yardım etmesi ve yaptırımlar bu güvensizliği derinleştirdi.
Pezeşkiyan, yaptırımların, savaşın ve saldırganlığın İran halkı üzerindeki yıkıcı etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Savaşın hayatlara ve şehirlere onarılamaz zarar verdiğinde, insanların sorumlulara kayıtsız kalmayacağını belirtti. Bu durumun, savaşın Amerikan halkının hangi çıkarlarına hizmet ettiği sorusunu gündeme getirdiğini söyledi.
Pezeşkiyan, İran’ın taahhütlerini yerine getirmesine rağmen ABD’nin anlaşmadan çekilmesinin çatışmayı tırmandırdığını belirtti. İran’ın enerji ve sanayi altyapısına yönelik saldırıların doğrudan halkı hedef aldığını ve savaş suçu niteliği taşıdığını ifade etti. Bu saldırıların istikrarsızlık oluşturduğunu ve kin tohumları ektiğini söyledi.
İran Cumhurbaşkanı, ABD’nin saldırganlığa İsrail’in etkisi altında girdiğini savundu. İsrail’in dikkati Filistinlilere yönelik suçlarından uzaklaştırmaya çalıştığını iddia etti. ‘Önce Amerika’ söyleminin ABD hükümetinin öncelikleri arasında olup olmadığını sorguladı.
Pezeşkiyan, dünyanın bir yol ayrımında olduğunu ve çatışma yolunun daha maliyetli ve anlamsız olduğunu belirtti. Sonuçların gelecek nesilleri şekillendireceğini vurguladı. İran’ın binlerce yıllık tarihi boyunca pek çok işgalciye karşı koyduğunu ve bugün de güçlü bir şekilde ayakta durduğunu ekledi.
Yorum Yap